Aydin
New member
Folk Psikoloji Nedir? İnsanları Çözmeye Çalışırken Kendimizi Ele Verdiğimiz O Eğlenceli Dünya
Geçen gün bir arkadaşımla kahve içiyorum. Arkadaşım telefonuna bakıp duruyor, mesaj bekliyor belli. Sonunda beklediği mesaj geliyor, yüzü bir anda değişiyor. Önce gülümsüyor, sonra kaşlarını çatıyor, ardından telefonu masaya bırakıp derin bir nefes alıyor. Dayanamadım, sordum:
“Hayırdır, telefondan borsa mı yönetiyorsun, yoksa insanlığın geleceğini mi kurtarıyorsun?”
Cevap hazır: “Yok ya, sadece mesajıma iki saat sonra cevap verdi. Kesin bir şey oldu.”
İşte arkadaşlar, karşımızda modern çağın en yaygın psikolojik araştırma yöntemi var: İki saatlik mesaj gecikmesinden kişilik analizi yapmak, üç noktalı bir cümleden ilişki geleceğini tahmin etmek ve karşı tarafın kullandığı emojiye bakarak duygusal durumunu teşhis etmek! Üstelik hiçbirimiz psikoloji diplomasına sahip değiliz ama konu insan davranışları olunca hepimiz profesör kesiliyoruz.
Tam da bu noktada folk psikoloji kavramıyla karşılaşıyoruz. Peki, nedir bu folk psikoloji? Neden insanları anlamak için sürekli kendi teorilerimizi üretiyoruz? Daha da önemlisi, bu teoriler bizi ne kadar doğru yönlendiriyor?
Folk Psikoloji Nedir? Günlük Hayatın Görünmez Psikoloji Laboratuvarı
Folk psikoloji, en basit tanımıyla insanların gündelik yaşamda kendilerinin ve başkalarının davranışlarını anlamlandırmak için kullandıkları sezgisel inançlar, varsayımlar ve açıklamalardır. Türkçede halk psikolojisi olarak da adlandırılabilir.
Bir insanın neden öfkelendiğini, neden yalan söylediğini, neden bir arkadaşına yardım ettiğini veya neden sürekli aynı hataları yaptığını açıklamaya çalışırken kullandığımız gündelik düşünceler bu alanın kapsamına girer.
Mesela şu cümleleri düşünelim:
- “İnsan sevdiğine kızar.”
- “Sessiz insanlar daha derin düşünür.”
- “Bir insan gerçekten istiyorsa mutlaka zaman yaratır.”
- “Çok konuşan insanlar genellikle kendilerini kanıtlamaya çalışır.”
- “Birisi sana sürekli iyilik yapıyorsa karşılığında bir şey bekliyordur.”
- “Öfkeli insanlar aslında içten içe üzgündür.”
Bunların bazıları belirli durumlarda anlamlı olabilir. Bazılarıysa insan davranışlarının karmaşıklığını birkaç kelimeye sığdırmaya çalışan pratik genellemelerdir.
Folk psikolojinin temelinde, insanların davranışlarını yalnızca gözlemlemekle kalmayıp onlara bir neden bulma isteği yatar. Çünkü belirsizlik pek hoşumuza gitmez. Birinin neden sustuğunu bilmiyorsak zihnimiz hemen senaryo üretmeye başlar. Belki kırılmıştır, belki yorgundur, belki bize kızgındır, belki de yalnızca karnı acıkmıştır.
Son seçenek çoğu zaman yeterince dramatik bulunmadığı için elenir!
Folk psikoloji bu açıdan gündelik hayatın zihinsel kısa yollarından biridir. İnsanları anlamamıza, ilişkilerimizi yönetmemize ve sosyal çevremizde olup bitenleri yorumlamamıza yardımcı olur. Ancak sezgilerimizin her zaman doğru olmadığını da unutmamamız gerekir.
Bilimsel Psikoloji ile Folk Psikoloji Arasındaki Fark Nedir?
Burada önemli bir ayrım var: Folk psikoloji, bilimsel psikolojinin daha basit bir versiyonu değildir. İkisi, insan davranışlarını açıklamak için farklı yöntemlerden yararlanır.
Bilimsel psikoloji; sistematik gözlem, araştırma, ölçüm, deney ve uygun analiz yöntemleriyle davranışları ve zihinsel süreçleri incelemeye çalışır. İddialarını mümkün olduğunca sınanabilir kanıtlara dayandırır. Araştırma sonuçları da örneklem, yöntem, kültür ve başka değişkenler dikkate alınarak değerlendirilir.
Folk psikoloji ise çoğunlukla kişisel deneyimlerimize, kültürel kabullerimize, ailemizden öğrendiklerimize ve çevremizde gördüğümüz örneklere dayanır.
Örneğin bir arkadaşınız size şöyle diyebilir:
“Ben insan sarrafıyım. Birini ilk beş dakikada çözerim.”
Belki gerçekten bazı sosyal ipuçlarını hızlı fark ediyordur. Belki de yalnızca ilk izlenimlerine aşırı güveniyordur. Bunu anlayabilmek için tek bir başarılı tahmin yeterli değildir. Yanlış tahminlerini de hatırlaması, farklı durumları değerlendirmesi ve kararlarının ne kadar tutarlı olduğunu sorgulaması gerekir.
Bilimsel yaklaşım burada şu soruları sorar: Hangi koşullarda doğru tahmin yapılıyor? Başarı oranı nedir? Alternatif açıklamalar neler? Kişi yanıldığı örnekleri de hesaba katıyor mu?
Folk psikoloji günlük yaşamda hızlı hareket etmemizi sağlar; bilimsel psikoloji ise bu düşüncelerin ne kadar güvenilir olduğunu daha sistematik biçimde araştırır.
Yani kahvede arkadaşınıza “Bence bu insan sana göre değil.” diyebilirsiniz. Fakat bu cümlenin psikolojik bir gerçek olarak kabul edilmesi için kahve fincanının yanında birkaç anekdot bulunması yeterli değildir.
Neden Herkes İnsanları Çözebildiğini Düşünüyor?
İnsan zihni, çevresindeki olaylara anlam vermeye oldukça yatkındır. Bu özellik, sosyal ilişkilerde son derece işlevseldir. Birinin niyetini tahmin etmeye çalışır, yüz ifadelerini yorumlar ve geçmiş deneyimlerimizden yararlanarak gelecekte ne olabileceğini kestirmeye uğraşırız.
Ancak zihnimizin bazı alışkanlıkları, folk psikolojiye dayalı yargılarımızı olduğundan daha güvenilir görmemize neden olabilir.
1. Doğrulama yanlılığı
Bir kişi hakkında belirli bir düşünceye sahip olduğumuzda, bu düşünceyi destekleyen örnekleri daha kolay fark edebiliriz.
Diyelim ki yeni tanıştığınız birinin bencil olduğunu düşündünüz. Toplantıda kendisi için kahve alıp size almamasını hemen fark edersiniz. Ancak geçen hafta size yardımcı olduğunu unutabilir veya bu davranışın sıradan bir dalgınlık olabileceğini gözden kaçırabilirsiniz.
Böylece ilk düşünceniz giderek güçlenir. Artık kişiyi gözlemlemiyorsunuzdur; kendi teorinize kanıt topluyorsunuzdur.
2. Temel atıf hatası
Psikolojide temel atıf hatası olarak bilinen eğilim, başkalarının davranışlarını açıklarken kişilik özelliklerine gereğinden fazla önem verip durumsal koşulları ihmal etmemizle ilişkilidir.
Birisi size kaba davrandığında hemen “Ne kadar saygısız biri!” diyebilirsiniz. Aynı davranışı kendiniz gösterdiğinizdeyse “Bugün çok stresliydim.” açıklamasını kullanabilirsiniz.
Kendimize koşullar üzerinden, başkalarına karakter üzerinden açıklama getirmek oldukça yaygındır. Elbette bu eğilim her durumda ortaya çıkmaz; ancak insanları değerlendirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır.
3. Barnum etkisi
Barnum etkisi, genel ve birçok kişiye uyabilecek kişilik açıklamalarını kendimize özelmiş gibi algılama eğilimimizle ilgilidir.
Örneğin şu cümleye bakalım:
“Dışarıdan güçlü görünüyorsun ama aslında seni gerçekten anlayan insanların yanında rahatlamak istiyorsun.”
Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Muhtemelen çevrenizdeki pek çok kişi de kendisinden bir parça bulacaktır. Çünkü ifade oldukça geneldir.
Astroloji yorumlarından sosyal medyadaki kişilik testlerine kadar birçok içerik, bu etkiden yararlanabilecek şekilde hazırlanır. Bir açıklamanın bize uyuyor gibi hissettirmesi, onun bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmez.
4. Sonradan anlamlandırma
Bazen bir olay yaşandıktan sonra geçmişteki işaretlerin aslında her şeyi anlattığını düşünürüz.
“Ben zaten onun böyle yapacağını anlamıştım!”
Gerçekten anlamış mıydık, yoksa sonucu öğrendikten sonra geçmişi yeniden mi yorumladık?
Bu soruyu sormak önemlidir. Çünkü insan zihni, yaşanan olayları tutarlı bir hikâyeye dönüştürmeyi sever. Ancak tutarlı görünen her hikâye doğru bir açıklama olmayabilir.
Erkekler Çözüm mü Arar, Kadınlar Anlayış mı Bekler?
Folk psikolojinin en sevdiği alanlardan biri de kadınlar ve erkekler arasındaki iletişimdir. Özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda, birkaç deneyimden yola çıkarak koca bir cinsiyet teorisi oluşturabiliyoruz.
“Erkekler sorunları çözmek ister, kadınlar ise anlaşılmak ister.”
Bu cümleyi duymayan kaldı mı? Muhtemelen yoktur. Peki, gerçekten bütün erkekler çözüm odaklı, bütün kadınlar empatik midir?
Elbette hayır.
Bu genellemenin tamamen anlamsız olduğunu söylemek de doğru olmaz. Bazı ailelerde, kültürlerde ve sosyal çevrelerde erkek çocukları sorunları çözmeye, güçlü görünmeye ve duygularını kontrol etmeye teşvik edilirken kız çocukları ilişkileri gözetmeye, başkalarının duygularını fark etmeye ve bakım vermeye daha fazla yönlendirilebilir.
Bu tür toplumsal beklentiler, insanların iletişim alışkanlıklarını etkileyebilir. Ancak toplumsal eğilimlerden söz etmekle her bireyin aynı şekilde davranacağını iddia etmek arasında büyük bir fark vardır.
Bir düşünün: İş yerinde kırgınlık yaşayan Mehmet, sorunu hemen analiz edip çözüm önerileri geliştirebilir. Aynı Mehmet, babasını kaybetmiş bir arkadaşına yalnızca sarılmayı ve onu dinlemeyi tercih edebilir.
Geçen gün bir arkadaşımla kahve içiyorum. Arkadaşım telefonuna bakıp duruyor, mesaj bekliyor belli. Sonunda beklediği mesaj geliyor, yüzü bir anda değişiyor. Önce gülümsüyor, sonra kaşlarını çatıyor, ardından telefonu masaya bırakıp derin bir nefes alıyor. Dayanamadım, sordum:
“Hayırdır, telefondan borsa mı yönetiyorsun, yoksa insanlığın geleceğini mi kurtarıyorsun?”
Cevap hazır: “Yok ya, sadece mesajıma iki saat sonra cevap verdi. Kesin bir şey oldu.”
İşte arkadaşlar, karşımızda modern çağın en yaygın psikolojik araştırma yöntemi var: İki saatlik mesaj gecikmesinden kişilik analizi yapmak, üç noktalı bir cümleden ilişki geleceğini tahmin etmek ve karşı tarafın kullandığı emojiye bakarak duygusal durumunu teşhis etmek! Üstelik hiçbirimiz psikoloji diplomasına sahip değiliz ama konu insan davranışları olunca hepimiz profesör kesiliyoruz.
Tam da bu noktada folk psikoloji kavramıyla karşılaşıyoruz. Peki, nedir bu folk psikoloji? Neden insanları anlamak için sürekli kendi teorilerimizi üretiyoruz? Daha da önemlisi, bu teoriler bizi ne kadar doğru yönlendiriyor?
Folk Psikoloji Nedir? Günlük Hayatın Görünmez Psikoloji Laboratuvarı
Folk psikoloji, en basit tanımıyla insanların gündelik yaşamda kendilerinin ve başkalarının davranışlarını anlamlandırmak için kullandıkları sezgisel inançlar, varsayımlar ve açıklamalardır. Türkçede halk psikolojisi olarak da adlandırılabilir.
Bir insanın neden öfkelendiğini, neden yalan söylediğini, neden bir arkadaşına yardım ettiğini veya neden sürekli aynı hataları yaptığını açıklamaya çalışırken kullandığımız gündelik düşünceler bu alanın kapsamına girer.
Mesela şu cümleleri düşünelim:
- “İnsan sevdiğine kızar.”
- “Sessiz insanlar daha derin düşünür.”
- “Bir insan gerçekten istiyorsa mutlaka zaman yaratır.”
- “Çok konuşan insanlar genellikle kendilerini kanıtlamaya çalışır.”
- “Birisi sana sürekli iyilik yapıyorsa karşılığında bir şey bekliyordur.”
- “Öfkeli insanlar aslında içten içe üzgündür.”
Bunların bazıları belirli durumlarda anlamlı olabilir. Bazılarıysa insan davranışlarının karmaşıklığını birkaç kelimeye sığdırmaya çalışan pratik genellemelerdir.
Folk psikolojinin temelinde, insanların davranışlarını yalnızca gözlemlemekle kalmayıp onlara bir neden bulma isteği yatar. Çünkü belirsizlik pek hoşumuza gitmez. Birinin neden sustuğunu bilmiyorsak zihnimiz hemen senaryo üretmeye başlar. Belki kırılmıştır, belki yorgundur, belki bize kızgındır, belki de yalnızca karnı acıkmıştır.
Son seçenek çoğu zaman yeterince dramatik bulunmadığı için elenir!
Folk psikoloji bu açıdan gündelik hayatın zihinsel kısa yollarından biridir. İnsanları anlamamıza, ilişkilerimizi yönetmemize ve sosyal çevremizde olup bitenleri yorumlamamıza yardımcı olur. Ancak sezgilerimizin her zaman doğru olmadığını da unutmamamız gerekir.
Bilimsel Psikoloji ile Folk Psikoloji Arasındaki Fark Nedir?
Burada önemli bir ayrım var: Folk psikoloji, bilimsel psikolojinin daha basit bir versiyonu değildir. İkisi, insan davranışlarını açıklamak için farklı yöntemlerden yararlanır.
Bilimsel psikoloji; sistematik gözlem, araştırma, ölçüm, deney ve uygun analiz yöntemleriyle davranışları ve zihinsel süreçleri incelemeye çalışır. İddialarını mümkün olduğunca sınanabilir kanıtlara dayandırır. Araştırma sonuçları da örneklem, yöntem, kültür ve başka değişkenler dikkate alınarak değerlendirilir.
Folk psikoloji ise çoğunlukla kişisel deneyimlerimize, kültürel kabullerimize, ailemizden öğrendiklerimize ve çevremizde gördüğümüz örneklere dayanır.
Örneğin bir arkadaşınız size şöyle diyebilir:
“Ben insan sarrafıyım. Birini ilk beş dakikada çözerim.”
Belki gerçekten bazı sosyal ipuçlarını hızlı fark ediyordur. Belki de yalnızca ilk izlenimlerine aşırı güveniyordur. Bunu anlayabilmek için tek bir başarılı tahmin yeterli değildir. Yanlış tahminlerini de hatırlaması, farklı durumları değerlendirmesi ve kararlarının ne kadar tutarlı olduğunu sorgulaması gerekir.
Bilimsel yaklaşım burada şu soruları sorar: Hangi koşullarda doğru tahmin yapılıyor? Başarı oranı nedir? Alternatif açıklamalar neler? Kişi yanıldığı örnekleri de hesaba katıyor mu?
Folk psikoloji günlük yaşamda hızlı hareket etmemizi sağlar; bilimsel psikoloji ise bu düşüncelerin ne kadar güvenilir olduğunu daha sistematik biçimde araştırır.
Yani kahvede arkadaşınıza “Bence bu insan sana göre değil.” diyebilirsiniz. Fakat bu cümlenin psikolojik bir gerçek olarak kabul edilmesi için kahve fincanının yanında birkaç anekdot bulunması yeterli değildir.
Neden Herkes İnsanları Çözebildiğini Düşünüyor?
İnsan zihni, çevresindeki olaylara anlam vermeye oldukça yatkındır. Bu özellik, sosyal ilişkilerde son derece işlevseldir. Birinin niyetini tahmin etmeye çalışır, yüz ifadelerini yorumlar ve geçmiş deneyimlerimizden yararlanarak gelecekte ne olabileceğini kestirmeye uğraşırız.
Ancak zihnimizin bazı alışkanlıkları, folk psikolojiye dayalı yargılarımızı olduğundan daha güvenilir görmemize neden olabilir.
1. Doğrulama yanlılığı
Bir kişi hakkında belirli bir düşünceye sahip olduğumuzda, bu düşünceyi destekleyen örnekleri daha kolay fark edebiliriz.
Diyelim ki yeni tanıştığınız birinin bencil olduğunu düşündünüz. Toplantıda kendisi için kahve alıp size almamasını hemen fark edersiniz. Ancak geçen hafta size yardımcı olduğunu unutabilir veya bu davranışın sıradan bir dalgınlık olabileceğini gözden kaçırabilirsiniz.
Böylece ilk düşünceniz giderek güçlenir. Artık kişiyi gözlemlemiyorsunuzdur; kendi teorinize kanıt topluyorsunuzdur.
2. Temel atıf hatası
Psikolojide temel atıf hatası olarak bilinen eğilim, başkalarının davranışlarını açıklarken kişilik özelliklerine gereğinden fazla önem verip durumsal koşulları ihmal etmemizle ilişkilidir.
Birisi size kaba davrandığında hemen “Ne kadar saygısız biri!” diyebilirsiniz. Aynı davranışı kendiniz gösterdiğinizdeyse “Bugün çok stresliydim.” açıklamasını kullanabilirsiniz.
Kendimize koşullar üzerinden, başkalarına karakter üzerinden açıklama getirmek oldukça yaygındır. Elbette bu eğilim her durumda ortaya çıkmaz; ancak insanları değerlendirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır.
3. Barnum etkisi
Barnum etkisi, genel ve birçok kişiye uyabilecek kişilik açıklamalarını kendimize özelmiş gibi algılama eğilimimizle ilgilidir.
Örneğin şu cümleye bakalım:
“Dışarıdan güçlü görünüyorsun ama aslında seni gerçekten anlayan insanların yanında rahatlamak istiyorsun.”
Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Muhtemelen çevrenizdeki pek çok kişi de kendisinden bir parça bulacaktır. Çünkü ifade oldukça geneldir.
Astroloji yorumlarından sosyal medyadaki kişilik testlerine kadar birçok içerik, bu etkiden yararlanabilecek şekilde hazırlanır. Bir açıklamanın bize uyuyor gibi hissettirmesi, onun bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmez.
4. Sonradan anlamlandırma
Bazen bir olay yaşandıktan sonra geçmişteki işaretlerin aslında her şeyi anlattığını düşünürüz.
“Ben zaten onun böyle yapacağını anlamıştım!”
Gerçekten anlamış mıydık, yoksa sonucu öğrendikten sonra geçmişi yeniden mi yorumladık?
Bu soruyu sormak önemlidir. Çünkü insan zihni, yaşanan olayları tutarlı bir hikâyeye dönüştürmeyi sever. Ancak tutarlı görünen her hikâye doğru bir açıklama olmayabilir.
Erkekler Çözüm mü Arar, Kadınlar Anlayış mı Bekler?
Folk psikolojinin en sevdiği alanlardan biri de kadınlar ve erkekler arasındaki iletişimdir. Özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda, birkaç deneyimden yola çıkarak koca bir cinsiyet teorisi oluşturabiliyoruz.
“Erkekler sorunları çözmek ister, kadınlar ise anlaşılmak ister.”
Bu cümleyi duymayan kaldı mı? Muhtemelen yoktur. Peki, gerçekten bütün erkekler çözüm odaklı, bütün kadınlar empatik midir?
Elbette hayır.
Bu genellemenin tamamen anlamsız olduğunu söylemek de doğru olmaz. Bazı ailelerde, kültürlerde ve sosyal çevrelerde erkek çocukları sorunları çözmeye, güçlü görünmeye ve duygularını kontrol etmeye teşvik edilirken kız çocukları ilişkileri gözetmeye, başkalarının duygularını fark etmeye ve bakım vermeye daha fazla yönlendirilebilir.
Bu tür toplumsal beklentiler, insanların iletişim alışkanlıklarını etkileyebilir. Ancak toplumsal eğilimlerden söz etmekle her bireyin aynı şekilde davranacağını iddia etmek arasında büyük bir fark vardır.
Bir düşünün: İş yerinde kırgınlık yaşayan Mehmet, sorunu hemen analiz edip çözüm önerileri geliştirebilir. Aynı Mehmet, babasını kaybetmiş bir arkadaşına yalnızca sarılmayı ve onu dinlemeyi tercih edebilir.